Hemen hemen hepimizin severek dinlediği Hardal grubunun mimarlarından, pek çok şarkısının bestecisi; Yeraltı Dörtlüsü, Meteor, Siyah Gölgeler gibi gruplar ile bizlere ulaşmış Türk Rock müzik tarihinin önemli gitaristlerinden Cahit Kukul ile röportaj için bir araya geldik. Yer yer geçmişe gittiğimiz, gelecek projelerden de konuştuğumuz keyifli bir söyleşi oldu.

Röportaj: Nazım Can Işık

 

Merhaba, nasılsınız?

İyi olmaya çalışıyoruz, teşekkürler.

Hardal’a gelmeden önce de Yeraltı Dörtlüsü, Siyah Gölgeler gibi gruplarda bulundunuz. Hardal macerası başlayana kadar sürecinizi biraz anlatabilir misiniz?

60’lı yıllarda The Beatles dünyada ortalığı kasıp kavururken, o yıllarda biz de Rami’de gitar öğrenmeye çalışıyorduk. Metin Alkanlı vardı rahmetli, ondan bir iki gitar dersi aldık, baktık ki şarkıları öğreniyoruz, gittiğimizde iki ses falan çalıyoruz. O da gördü, “Ben sizinle uğraşamam siz bundan sonra kendiniz ilerleyebilirsiniz.” dedi. Biz de Siyah Gölgeler grubunu kurduk. O sıralar Cliff Richards, The Animals, The Rolling Stones, The Beatles gibi gruplar modaydı. Onların şarkılarını dinleyerek çıkarttık ve onları çalmaya başladık. Konser vermeye başladık. O yıllarda Rami’de subay lojmanı içerisinde 66. Tünel Sineması vardı. Milli bayramlarda, halka açık günlerde orada balo gibi etkinlikler olurdu. Biz de oralarda çıkıp çalardık. Asiller, Korsanlar vardı beraber çaldığımız gruplar arasında. Taner Öngür’ün de üyesi olduğu Volkanlar’la da beraber çaldık. İstanbul’un bir çok yerinde çaldık ve bu şekilde başladık.

Bu konserler sırasında kaç yaşlarındaydınız?

16-18 yaşlarındaydım bu sıralar, daha lise çağları. Müzik yüzünden okula devam edemedim zaten. Askere gitmeden önce de Yeraltı Dörtlüsü’ne dahil oldum. Askerden sonra da devam ettik Erkin Baba’yla. Bir çok anadolu turnesine çıktık beraber, bir zamanlar Kıbrıs Turnesi yaptık beraber, pek çok konser verdik beraber. Yeraltı Dörtlüsü’nden sonra Erkin Baba Avrupa’ya gitmeye karar verince biz Yeraltı Dörtlüsü’nün sac ayağı olarak. Ben, Aydın(bas gitar) ve rahmetli Sedat Avcı(davul) olarak kaldık, sonra aramıza Şükrü Yüksel arkadaşımızı dahil ettik. Kendisi aslında mimardır. Maçka Teknik Üniversitesi’nde okuyordu. Florya’da evleri vardı. Gelip arabasıyla alırdı bizi Rami’den giderdik prova yapardık. Öylesine bir çalışma başladı. Şükrü’nün vardı pek çok şarkısı onları çalıştık, benim de ilk longplayde 3 şarkım vardı. Gitar olarak katkıda bulundum. İki longplay yaptık.

 

Yeniden Doğuş’ta yoktunuz sanırım.

Evet, Yeniden Doğuş’ta yoktum. O zamanlar bir proje olarak Meteor grubunu kurmuştum. Rami’de gitar öğrettiğim genç arkadaşlar vardı. Grup kuracağım dedim. Mutlaka beraber yapalım istediler. Tamam dedim onlara. Daha sonra Taksim’de bir stüdyoda kaydetmeye başladık. Aydın, Şükrü geldiler stüdyoya, “Üçüncü longplay’i yapacağız. Gel sen de bize katıl. Beraber yapalım.” dediler. Ben arkadaşlara söz vermiştim, sözümden dönemem dedim. Bu proje üzerinde zaman ve para da harcanmıştı bırakabileceğim bir konumda değildi. Etik olmazdı o şekilde bırakmam. Başka bir zaman yaparız dedim. O yüzden Yeniden Doğuş’a dahil olmadım.

Yeniden Doğuş da albüm olarak iyi bir albüm olmasına rağmen ilk iki albümden biraz farklı gibi. Bunda etkiniz olduğunu düşünüyor musunuz?

Bir sound değişikliği oldu tabi ama belirli bir nedene bağlamak istemem. Ben de açıkçası ilk longplaylere nazaran çok beğendiğimi söyleyemem ama aralarında bir kaç tane çok beğendiğim şarkı da oldu Leyla gibi. Biz beraber kaydetseydik belki daha farklı olurdu belki bir solo çalardım tabi bir farklılık olurdu muhtemelen.

İlk albümler 70lerin sonu ve 80lerde çıkmış gibi değiller, biraz daha 70lerin sound’u hakim gibi.

Biz başladığımız zaman hep arabesk furyası vardı ülkede zaten. Biz bu albümleri para kazanmak için yapmadık, Rock için yaptık. Dinlediğimiz, etkilendiğimiz gruplar gibi müzik yapmak istedik. Led Zeppelin, Deep Purple, Jimi Hendrix, Beatles, Pink Floyd gibi grupları dinleyen kişiler olarak tabi çaldığımız da ona göre farklılık gösterecektir. Eskiye bağlılık gibi düşünebiliriz.

İki albüm arasında da bir darbe oldu aslında. Bu durum grubu etkiledi mi?

Çok büyük bir şekilde etkilemedi. Maçka Teknik Üniversitesi konserimiz oldu o sıralarda.

Hardal olarak tek bir konser verdiniz sanırım.

Evet, bir tek Maçka Teknik Üniversitesi konserimiz oldu. Şükrü mimarlık okuyordu. Müziğe yönelmeyi pek düşünmedi, hobi olarak çalıyordu biraz da. Daha sonra doktora yapmak için Amerika’ya gitti. Zamansız ve grup için çok da olumlu olmayan bir durum arz etti bu. Benim bir beklentim vardı devam etseydik çok daha güzel şeyler olacağını düşünüyorum. O zamanlar listelere girmeye başlamıştık. Radyolarda çalıyordu, Teleskop programına çıktık. Tanınmaya başlamıştık. O sırada Şükrü gidince, bir yerde şanssızlık oldu bizim için. Sonunda yalnız kalan ben olmuş oldum.

Pek çok şarkı sözlerinde de Ömer Hayyam etkisi hissediliyor.

Ömer Hayyam çok sevdiğim bir felsefeci/şair’dir. Şarkılarımızda da kullandık tabi. O zamanlar “Türkçe sözlü Rock olmaz.” gibi bir varsayım vardı. Biz onu yıktık. Türkçe de Rock yapılır dedik.

Şu anda devam ettiğiniz çalışmalar var mı?

Hardal’da yazdığım parçaları yeniden kaydedeceğim. Ne kadar zaman geçti, Sen gittin diye gibi parçaları yeniden kaydedip yayınlamayı düşünüyorum. Marduk Geliyor diye bir parça yaptım. Yüksek bir medeniyetin gezegeni diye adlandırılıyor. Ben de oradan gelen iyilerin dostu bir varlığın dünyaya gelişi ve kötüleri durdurmasını anlatan bir şarkı yaptım. 7 dakika 48 saniye sürüyor. Tam bir senfonik rock şarkısı oldu. Fena da olmadı. Bunun yeni versiyonunu da yapmayı planlıyorum. Şimdilik Spotify’da yayınlamayı düşünüyoruz, henüz tarih belli değil. Tek bir single olarak yayınlamayı düşünüyoruz şu anda. Edgar Allan Poe’nin bir şiirini besteledim. Cahit Sıtkı Tarancı’nın Memleketim şiirini besteledim. Yayınlayacak en az 3-4 albümlük şarkılar var, inşallah bunları da yayınlamayı düşünüyoruz.

Hayatınızı müzisyenlikle geçirdiniz aslında

Beyoğlu’nda pavyonlarda, kulüplerde yeri geldi para kazanmak için düğün salonlarında da çaldım. Evlilik yaptım, 30 yaşında İsveç’e Stockholm’a gittim. Kalmadım, geri döndüm. Okay Temiz orada kalmamı beraber çalışabileceğimizi söyledi. Belki de erken yaşta gitseydim kalırdım. Vatanımı özledim, geri döndüm. İyi ki de geri dönmüşüm. Ertan Anapa’nın grubunda çaldım, turneler yaptık. Çetin Alp, Ayyten Alpman, Başar Taner, Muhittin Paydaş, Seyyal Taner, Sevda Karaca, Metin Ersoy gibi sanatçılarla beraber çaldım. İyi bir müzik yaşantım oldu.

Vakit ayırdığınız için çok teşekkür ederim

Rica ederim, tüm gençlere selamlar ve sevgiler.