Fotoğraf: Nazım Can Işık

 

 

Camel grubu Türk izleyici kitlesi tarafından pek sevilen ve yıllardır yollarını gözlediğimiz bir gruptu. 22 ve 23 Mayıs için Türkiye’ye geleceğini duyduğumuzda adaklar adayıp hemen biletlere yapışmıştık, ve ilk günün biletleri henüz 24 saat bile olmadan tükenmişti. İşte Camel böyle bir atmosfere geliyordu. Daha sonra 2. gün olarak 22 Mayısın da eklenmesiyle eğlence ikiye katlandı.

Camel grubu 70’lerin Progresif Rock döneminde Yes, Genesis, Pink Floyd gibi efsane grupların yanında otursa da popülerlik olarak genel çerçevede aynı yerde değil, tabi bu kalitesine engel değil. Andrew Latimer’ın önderliğinde ve Peter Bardens‘in kollarında kurulan grup Doug Ferguson ve Andy Ward‘la beraber muazzam bir dörtlü oluyor. Rock’tan Caz’a; Space Rock’tan Folk’a Progresif Rock dünyamızı başımıza yıkıyor grup…

Camel bir şekilde Türkiye’de de fazlasıyla sevilen bir grup, hal böyle olunca tek gün yetmeyip ikinci bir gün de açıldı. Benim yorumlarım 23 Mayıs tarihinde gerçekleşen konser için olacak.

Bugüne kadar kaçırmış olanlar için Camel keşfedilmeyi bekleyen bir elmas gibi duruyor. Camel’ın müziğinin önemli bir kısmı da ilk 6 albümde çalmış ve bestelemiş olan efsanevi klavyecileri Peter Bardens‘a dayanıyor. Daha sonra solo kariyerinin peşinde gruptan ayrılıyor, ve 2002’de aramızdan ayrılıyor. Bas, klavye ve davul çalan müzisyenler seneler içinde defalarca değişikliğe uğrasa da Colin Bass soyadıyla müstesna bir şekilde oldukça uzun soluklu bir bas kariyeri ediniyor grup içerisinde. 1979’dan beri gruba yaptığı leziz basçılığının yanında vokaliyle de destek sunuyor. 2000 yılında davulcu Denis Clement gruba dahil oluyor. Ama en değişken eleman klavyeciler oluyor. Jan Schelhaas, Kit Watkins, Dave Sinclair, Chris Rainbow, Mickey Simmonds, Guy LeBlanc, Ton Scherpenzeel gibi krallar klavye koltuğundan gelip geçiyor. Konsere de son klavyecileri Pete Jones geliyor, kendisi ayrıca çok iyi bir multi-enstrümantalisttir.

 

 

Pete Jones hakkında daha önceden yazdığımız yazıyı okumak için buraya tıklayabilirsiniz.

 

 

Pete Jones konser boyunca vokal, klavye, saksafonu ve enerjisiyle gerçekten göz kamaştırsa da klavye çalımı sırasında oldukça nadir de olsa bize acaba dedirtmiyor değil. Vokaliyle de Camel’a oldukça uyum sağlamış biri, ses rengine ve tarzına uygun bir şekilde kendisine Camel içerisinde oldukç iyi bir yer edinmiş. Kayıt sırasında da benim kulağıma klavye sesi biraz kısık geldi. Belirtmekte fayda var.

 

 

Konserin Setlist’i ise şöyle:

 

 

 

Moonmadness‘a direkt dalıp, parça aralarında es vermeden bizi Moonmadness‘ın içine fırlatmaları harikaydı. Daha sonra ikinci sette bizi iyice sağdan sola sürüklemeye başladılar.
Mystic Queen gibi başlayan ama daha sonra anlam veremediğim garip bir şarkıya bürünen “Mystic Dreams” parçalarıyla giriş yaptılar daha sonra farklı albümlerden değişik seçkiler sundular. Rajaz’a gelince seyirciler kendisinden geçti, araya Dingley Dell diye yine anlam veremediğim bir şey girdikten sonra o geldi, sıra Ice‘a gelmişti. Ice geldi, Ice gitmedi. Ice içimizden geçti.
Camel bizi yıktı geçti. 
Latimer giderek aldığı vakitten daha fazla keyif almaya başlıyordu, bunu saklayamadığı gülümsemesinden ve yaşına rağmen inanılmaz olan enerjisinden anlayabiliyoruz. Sanıyorum ki grubun da tarihinde böyle bir izleyici kitlesi oldukça nadirdir. Devasa Zorlu PSM salonunda herkes aklını yitiriyordu.

Sıra encore ile Lady Fantasy‘e geldiğinde ipler kopmuştu bile, farklı bir boyuttaydık. Bütün salon ayakta, deliler gibi çıldırarak Lady Fantasy’e canlı şahit olduk. Evet Camel tarafından. İnanması güç bir durum.

Daha sonra salonun tek bir sesle NEVER LET GO istemesi üzerine “e hadi yapalım bari” diyerek Never Let Go’yu da çalarak konseri sonlandırdılar.

Andrew Latimer – Gitar, Vokal, Flüt
Colin Bass – Bas, Vokal
Denis Clement – Davul
Pete Jones – Klavye, Saksafon, Vokal