Yeni serimiz olan Müzisyen Profili’nde ilk olarak Eloy ve Jane gibi alman efsanelerin çetin klavyecisi Manfred Wieczorke‘yi işleyelim diye düşündük…

 

28 Nisan 1946 doğumlu Manfred Wieczorke, Eloy ve Jane gibi efsane gruplarda çalmışlığıyla ünlü olsa da tek yaptığı bu değil, kendisinin bir solo albümü ve Mafie Maroc mahlasıyla 1992’de çıkardığı bir albümü daha bulunmakta, ayrıca türlü türlü gruplarda da müzisyenlik, yazarlık ve prodüktörlük yapmış birisi kendisi.

60’ların ortalarında ufak ufak gruplarda gitaristlikle müzikal kariyerine başlayan Wieczorke, Blackstones grubundan arkadaşı, daha sonra Jane’de de çalacak olan, Wolfgang Krantz tarafından Eloy grubu henüz kurulurken gitarist olarak öneriliyor. İlk albümde de gitar çalıyor. Ancak 1972’de Eloy‘dayken enstrüman değişikliğine gidip klavyeci olmaya karar veriyor. Eloy grubuna katılmadan önce de bir organ almış ve kendi kendine öğrenmişti.

Wieczorke(en sağda)

 

Eloy grubuyla 4 albüm çıkarıyor bunlardan üçü ,tabiri yerindeyse, DEHŞET birer albüm. Bunlar pek çoğumuzun yakından tanıdığı, tanımayanların ayıp ettiği, Inside, Floating ve Power and the Passion albümleri… Şöyle bir dinleyelim ve Wieczorke’nin organını alıp gitarla dans ettiği muazzam Eloy vahşiliğine tekrardan şahit olalım. İnanıyorum ki, Progresif Rock genelinde organı böylesine güzel ve şarkıyı sarmalayıcı kullanan klavye üstadı sayısı oldukça azdır.

Uyaralım, bağımlılık yapar. Tam bir progresif rock şöleni… 

Eloy ile olan bu 3 güzel albümden sonra kahramanımız yönetimsel sıkıntılardan dolayı Eloy grubundan ayrılıyor ama hızını alamıyor, 1979’da müzikal fikir ayrılıklarından ayrılana kadar, Jane grubuna dahil oluyor.

Wieczorke’nin gruba dahil olmasıyla kaydettikleri Live at Home albümü, inanılmaz bir başarıya ulaşıyor, altın plağa ulaştıktan sonra Amerikan ve Japon pazarlarında da hatırı sayılır bir yer ediniyor. Bunun üzerine 1977’de Between Heaven and Hell albümlerini çıkarıp bir başarıya daha imza atıyorlar. Bu süreçte Almanya’da patlamalarının yanısıra Avusturya ve İsviçre’de de kitle edinmeye başlıyorlar. 1978’deki Age of Madness albümü ve ardından gelen başarılı bir Avrupa turu sonrası 1979’da Wieczorke gruptan ayrılıyor.

 

1979 yılında Jane‘den ayrılır ayrılmaz, iyi bir müzisyen kadrosuyla Firehorse grubunu kurdu, ancak bir albüm çıkarabildiler.

1980 yılında Eloy‘a dönme fırsatı edinmiş olsa da reddedip kendi stüdyosu olan “Nautilus”u kurarak hem müzik yapmaya devam etti hem de prodüktörlük yapmaya başladı. Bu tarihten sonra çoğunlukla solo projelerine önem verse de sayısız müzisyenle beraber irili ufaklı projelerde bulundu. İlk defa 1982’de gittiği Fas(Morocco)’dan oldukça etkilenerek sürekli gidip gelmeye başladı, bu da “Mafie Maroc” lakabını almasına sebep oldu, ileride bu lakabı albümlerinde de kullanacaktı.

2014’te eski Eloy grubu üyesi Detlev Schmidtchen ile Choco grup ismiyle bir albüm çıkardılar.  Detlev Schmidtchen‘in de Eloy’un Wieczorke‘den sonraki klavyecisi ve yine efsanelerin efsanesi olan albümleri Ocean, Dawn ve Silent Cries and Mighty Echoes albümlerindeki klavyeci olduğunu da belirtelim, ikisi birleşince ortaya oldukça etkileyici bir müzik çıkmış.

 

 

Biz de buradan Manfred Wieczorke’ye saygılarımızı sunalım, ve bize verdikleri için teşekkür edelim.