Saraybosna’da orta çağlarda yapılmış binalarla çevrili bir meydan vardır. Meydanın ortasında çok güzel bir taştan fıskiye vardır, ve köşede de 1000 yıllık çok güzel bir gargoyle ile işlenmiş bir kilise vardır.  İşte bu gargoyle, son 1000 yıldır, tüm vaktini insanların hüznünü, mutluluğunu, duygularını idrak etmeye harcamıştır. Ama bir milenyumluk derin düşünceden sonra bile, bu garip insan özellikleri taş arkadaşımıza hala daha gizemini korumaktadır. (Sarajevo)

Hikayemiz 1990 yılında başlıyor, Berlin duvarı henüz yıkılmış, komünizm düşüşte ve Roma İmparatorluğundan beri ilk defa, Yugoslavya kendini özgür bir millet olarak bulmuş. Serdjan Aleskovic hala daha o anda hayatta ve genç olduğu için iyi şansına inanamıyordu. “en iyi zamanlarda” herkesin geleceği ve mutluluğu garanti altında gözüküyordu. (This Is The Time)

 

Ancak, Serdjan yurttaşlarıyla beraber mutluluk içinde kutlama yaparken, her zaman olduğu küçük zihinli küçük adamlar nifak tohumlarını ekmekle meşgullerdi. (I am) Genç ve kolay etkilenen Serdjan bir kaç arkadaşıyla beraber Sırp Milis Kuvvetlerine katılır ve kendini Saraybosna çevresindeki tepelerde şehre havan topları atarken bulur. (Starlight) Bu sırada Saraybosna’da da Katrina Brasic, bosnalı müslüman bir genç kız, kendisini silah tüccarlarından silah alırken bulur ve tepelere saldırmak için yoldaşlarına katılır. (Doesn’t Matter Anyway)

Yıllar geçer ve şimdi Kasım 1994 olmuştur. Yugoslavyayı uzun zaman önce terkeden yaşlı bir adam doğduğu şehre Saraybosna’ya, onu döküntü halinde bulacağını bilmeyerek, dönmüştür. Kışın ilk karı başladığında, şehir meydanında ayakta durmaktadır, gökyüzüne bakar ve Yugoslavların değişim istediklerinde bunu istemediklerini söyler. (This Isn’t What We Meant)

 

Yaşlı adam duasını bitirirken, güneş batmaya başlar ve akşamüstünün ilk top saldırıları uzaklardan gözükmeye başlar. Ama diğer siviller gibi sığınaklara doğruca koşmak yerine, eskiden fıskiye olan bir moloz yığınına tırmanır Çellosunu çıkarır ve şarapnaller etrafında parçalanırken Mozart çalmaya devam eder. Bu geceden itibaren bu ritüeli her akşam devam ettirir. Ve her akşam Serdjan ve Katrina kendilerini her yer yıkılıp dökülürken Mozart ve Beethoven’ın düşüncelerini dinlerken bulurlar. (Mozart And Madness)

 

Kış manzarayı masum hale getirmek için var gücüyle çalışsa da, savaş şiddet ve acımasızlıkla sadece büyümekteydi. (Dead Winter Dead) Aralığın sonunda bir gün, Serdjan, Saraybosna’da devriyedeyken, yerleri ufacık çocuklarla dolu bırakmış bir havan saldırısından sonra bir okul bahçesinde bu dehşet manzarayı görür. Havan topunu patlatmak ayrı bir şey, nereye gittiğini görmek, bilmek ayrı bir şey. Devriyeden döndükten uzun süre sonra bile çocukların o halini aklından çıkaramamaktadır. Yaptığı şeyin liderlerin anlattığı gibi kudretli ve şanlı vatan inşası değil, ortak bir şekilde görmezden gelme olduğunu farkeder. İşte o anda kararını vermiştir, bunun, böyle bir vahşetin parçası olamaz. Başkasının cesetleri üzerine bir gelecek kuramazsın (One Child) Bulduğu ilk fırsatta terk etmeyi kafasına koymuştur.

 

24 aralıkta sığınağında otururken, Çellocu amcanın noel ezgileri ile karışmış savaşın seslerini dinlemektedir. Diğer tarafta da Katrina, aynı şeyi yapmakta, dinlemektedir. (Christmas Eve/Sarajevo 12/24) Çello sesinin aniden kesilmesinin ardından birden kar yağışı kesilir, bulutlar kaybolur ve bulutlar harika bir yıldız manzarasına yol verir. En kötüsünü tahmin ederek, Katrina ve Serdjan aynı anda aptalca birer hareket yaparlar ve kendi taraflarından çorak toprakları aşarak şehir meydanına doğru koşmaya başlarlar, ve birbirlerini görürler. İkisi de anında diğerinin neden orada olduğunu farkederler, kavga etmeye de başlamazlar, ama bunun yerine, yavaşça fıskiyeye doğru yürümeye başlarlar. Ve orada yaşlı adamı karlar içinde ölmüş bir şekilde bulurlar, yüzü kan içindedir ve yanında çellosu kırık ve parçalanmış halde yatmaktadır.

 

Sonra birden, bulutsuz gökyüzünden bir damla sıvı düşer, yaşlı adamın yanağından bir miktar kanı temizler. Serdjan yukarı bakar, ama gargoyle dışında hiç bir şey göremez. Bu olaydan sonra da, hemen savaşı terketmesi gerektiğinde karar verir. Müslüman kıza dönerek, kendisiyle gelmesini ister, ama kızın tek gördüğü Serdjan’ın üzerindeki sırp üniformasıdır. Serdjan duygularını dökerek, onun düşündüğü gibi biri olmadığını anlatır. (Not What You See) Sonunda Katrina’yı kazanır, ve gece beraber savaşı terkederler.